Yavuz Çetin (Altın Çocuk) (1970 - 2001), Türk müzisyen, gitarist.
1970 yılında Samsun’da doğdu. Babası Erdal Çetin’in gazeteci olması nedeniyle çocukluğu Türkiye’nin çeşitli yerlerinde geçti.
14 yaşından itibaren Hasan Cihat Örter’den blues ve rock gitar dersleri almaya başladı. 1985 yılında akustik gitar çalmaya başladı. Daha sonra elektro gitar ile tanışır. Ortaöğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı. Lisedeki okul arkadaşı olan Ercan Saatçi ile yaptıkları I Will Cry adlı şarkı ile Hey dergisinin yarışmasını kazandı. Marmara Üniversitesi Müzik bölümünü kazandı.
1991 yılında İstanbul’da Batu Mutlugil, Kerim Çaplı ve Sunay Özgür ile Blue Blues Band adlı grubu kurdu. 1996 yılından ölünceye kadar Mazhar Fuat Özkan’ın gitaristliğini yaptı. Mazhar Fuat Özkan ile birlikte turnelere katıldı, konserlere çıktı. Teoman, Kıraç, Sibel Tüzün, Soner Arıca, Göksel ve Acil Servis gibi sanatçı ve grupların da bazı albümlerinde katkıları oldu. Göksel’in Sabır adlı parçasında Türkiye’de ilk defa talkbox kullanan gitaristi oldu.
1997 yılında Ercan Saatçi prodüktörlüğünde çıkarttığı İlk adlı albümünü piyasaya sürdü albümün dağıtımında ve dinleyiciye ulaşmasında yaşanan problemler albümün hakettiği ilgiyi görmesini engelledi. Bu arada eşinden ayrılmasına, geçirdiği depresyona, şehir hayatının yorucu temposuna daha fazla dayanamadı ve 15 Ağustos 2001 tarihinde İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak hayatına son verdi. Ölmeden önce kayıtlarını tamamladığı Satılık adlı albümü ölümünden sonra piyasaya sürüldü.
Propaganda filminin sondtrack albümünde de Erkan Oğur’la Dünya isimli parçayı beraber çaldılar.
Ayrıca 2002 yılında İlk albümü, “I Will Cry Again” ve “Dünya” şarkıları Ercan Saatçi tarafından eklenerek tekrar piyasaya sürüldü
İlk (Stop Productions) (1997)
- Erkeğin Olmak İstiyorum
- Bilmem Neden İnat Ettin
- Sahil
- Bodrum Gecesi Yüzünden
- Kimse Bilemez
- Gecenin Rengi
- Ağlamayı Sevmem
- Çok İstiyorum
- Onun Şarkısı
- Hisset Beni
- Fanki Tonki Zonki (Enstrümantal)
- Dünya
Satılık (Tmc Müzik) (2001)
- Cherokee
- Benimle Uçmak İster misin?
- Oyuncak Dünya
- Bul Beni
- Sadece Senin Olmak
- Yaşamak İstemem
- Kurtar Beni
- Köle
- İstanbul’a Ait
- Herşey Biter
Ahmet Kutsi Tecer (1901 - 1967) Türk şair ve tiyatro oyun yazarı.
Abdurahman Bey,aslenErzincan Eğin’in yakın bir köyü olan Ağçağılı’dır.Sıbyan mektepleri ile medreselerde eğitim almış,Türkçe okur-yazardır.Telgrafçılık öğrenmek amacıyla Tarsus’a gitmiş,akabinde İstanbul’da Telgraf Nezareti Mektebi’nde okumuştur.Karamürsel,Yalova,İzmir,Geyve,Bolu gibi yerlerde görev almıştır.Bolu’dayken baba,Hatice Hanım ile evlenir.Babanın ilk çocuğu Firuze (1884) doğar.Ondan altı yıl sonra Mustafa Besim (1890) ismini verdiği oğlu dünyaya gelir.Abdurahman Bey,1895 tarihinde Beyrut’a bağlı Kudüs Duyun-ı Umumiyesi müdürü olur.Ahmet Kutsi Tecer (1901) bu şehirde dünyaya gelir.Aile oradan Kırıklareli’ne geçmiştir.Babanın bu tarihten ölümüne kadar hayatı hakkında pek bilgi yoktur.
Tecer’in annesi Hatice Hanım’dır.Anne,1858 Bolu doğumludur.24 yaşında evlenmiştir.Tecer tatillerini “Annem” şsşmli şiirinde belirttiğine göre annesinin yanında geçirir.
Tecer’in kardeşleri Şerafettin,Mustafa Besim ve Firuze’dir.Firuze’nin eşi ileAhmet Hamdi Tanpınar arasında sıkı bir dostluk vardır ve Tnapınar,Tecer’e yazdığı mektuplarda ablasına ve Besim’e selam söyler.Firuze’nin eşi Cevdet Baral,İzmir Askeri Hastanesi’nin başhekimidir.
Tecer’in ağabeyi Şerafettin,İstiklal Savaşı’nda şehit olmuş bir doktordur.
Besim Bey ise PTT Başmüfettişliği’nde emekli olmuş,1953′te vefat etmiştir.
Kudüs’de doğan Tecer,ilk ve orta öğrenimini Kırklareli’nde;liseyi ise İstanbul Kadıköy’de okur.Ailenin son çocuğu olan Ahmet Kutsi’in çocukluğu hakkında pek bilgi yoktur.Vatan Gazetesi’nde çocukluğuna dair yazmış olduğu bir kaç yazı vardır.
Tecer sırasıyla Frereler Okulu (Kudüs) , Kırıklareli Numune Mektebi İdadisi (Kırklareli) , Kadıköy Sultanisi (İstanbul - yatılı,ücretsiz) okullarında eğitim görür.Liseden sonra 1918 yılındaİstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesi Felsefe Bölümü’nde yüksek öğrenim yapar.1922 yılında İzmir Halkalı Ziraat Okulu’nda eğitim gördükten sonra İstanbul’a dönerek Dergah Dergisi çeveresindeki aydın gruba katılır.
Tecerîn ilk şiirlerinden olan “Bir Kadın Değildi,Gölgesinde Oturduğum Ağaç,Ben” şiirleri Dergah Dergisi’nde yayınlanır.Fakültedeyken bir bursla Fransa’ya gidince öğrenimi yarıda kalı ve 1928 yılında geri döndüğünde öğrenimine devam ederek 1929′da eğitimini tamamlar.Tecer’in Fransızca,Arapça,İngilizce ve Farsça bildiği nakledilir ayrıca 1937 yılında İstanbul’dan Ankara’ya staj için gelen Meliha Hanım ile evlenir.Şair o sırada bakanlıkta görevlidir.Mehmet ve Leyle adında iki çocuğu dünyaya gelir evlilik sonrası.
Tecer,1925-27 yıllarında Sarbonne Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde devlet tarafından sağlanan bir burs ile eğitim alır.Bu dönemde Tecer,Paris Milli Kütüphanesi’nde Cezayir Halk Şairleri yazmalarını bularak halk edbeiyatımızın bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkarır.Tecer’in “Paris Acıları” şiiri,şairin Paris’teki hayatını ve acılarını yansıtır.Şair,bu yıllarda Paris kültür ve sanat yaşamına katılır.1928 yılındaParis’ten İstanbul’a döner.
Tecer’in Paris hayatının ikinci dönemi,öğrencilik hayatından sonra Kültür Ateşeliği yapmak için gittiği dönemdir.Bu dönemde Atilla İlhan da Paris’te Nazım Hikmet’i hapisten çıkarmak için kurulan kurulda çalışmaktadır.Tecer yapılan macera olarak yorumlar ve Paris’te devlet memuru olarak bulunduğunu belirtir.Ayrıca Ahmet Kutsi,Paris’te İdil Biret’in müzik eğitimi için gerekli resmi çalışmaları düzenler.
Tecer,1928 yılında Paris’ten geri döner ve Halk Bilgisi Derneği’nin kurulan ilk şubesindeki işlerde çalışır.Halk Bilgisi Mecmuası’nda yazıları yayınlanır.1929′da öğrenimini tamamlayarak felsefe bölümünden diplomasını alır.Önce Samsun’a tayini çıkar fakat gitmez.Sonra Ankara Erkek Lisesi’ne tayini çıkar ve orada türkçe öğretmenliği ile yardımcı müdür görevleriyle işe başlar.
Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü ve Öğretmen Okulu’nda türkçe öğretmenliği ve edebiyat öğretmenliğinden sonra Tecer,Sivas Erkek Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak tayin edilir.
Tecer ve arkadaşlar Sivas’ta çeşitli kültürel faaliyetlerde bulunurlar.Halk Şairlerini Koruma Derneği’ni kurduktan sonra Halk Şairleri Bayramı ‘nı gerçekleştirirler.Ayrıca Tecer,eğitim verdiği okulda Toplantı adıyla bir öğrenci dergisi çıkarır.
Halk Şairleri Bayramı için oyun ekipleri hazırlanır,davul-zurna takımları getirtilir,bölgenin her tarafından gelen saz şairleri dernek tarafından ağırlanır.Meydanda gösteriler,kapalı yerlerde şiir toplantıları yapılır.Bayram bir hafta sürer ve bayramın ikincisi bir takım politik güçlüklerden dolayı gerçekleştirilemez.Tecer,bu bayram vesilesi ileAşık Veysel’i keşfeder ve onunla olan dostluğu başlar.
Ahmet Kutsi Tecer,1932 yılında Sivas Maarif Müdürlüğü’ne atanır ve aynı okulda Fransızca dersler verir.Ayrıca Tecer,Kız Muallim Mektebi ve Kız Meslek Lisesi’nde de edebiyat öğretmenliği yapar.
Tecer,Sivas’ta dört yıla yakın bir süre kalmıştır.
Tecer,1942′den sonra Adana ve Urfa’damilletvekili olur. Bu dönemlerde Ahmet Kutsi, Ankara ve İstanbul’daki bazı fakültelerde dekanlık ücretleri arasında denklik olmadığını ve bu eşitsizliğinin giderilme isteğini belirtir. Tecer,milletvekilliği sırasında Halk Evleri Şenliği’ni düzenler ve kültür ağırlıklı siyasi çalışmalarda bulunur. 1945 yılınaki bir yazısında Taha Toros’tan yazmış olduğu Dadaloğlu kitabından çok fazla ister, Ziraat takvimini köylüler için gerekli bulur ve 3000 tane ister. Urfa milletvekili iken Çocuklar isimli kitaptan 2250 adet ister. Ali Rıza Yalgın’ın folklor ve etnoğrafya çalışmalarını yapabilmesi için bir defalığına mahsus olarak para yardımı yapar.
1948 yılında Ankara’da geçici bir UNESCO komitesi kurulur.Kurulan 12 kişilik komitede Tecer de bulunur.Tecer,konferanslara katılır,komitenin devamlılığı için yönetmeliğin hazırlanmasında yardımcı olur.UNESCO Yönetim Kurulu’na üye olan Tecer,ilerleyen dönemlerde idare heyetine seçilir.Konferanslara üye olarak gider,tv programlarında konuşma yapar,UNESCO hakkında yazılar yayınlar ve gözlerimi açıklar.
Tece,1957′deİstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik dersleri verir ve bu arada İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak basın mesleğine yararlı olur.Bir yıl sonra altı hafta kalacağı Antalya’ya gider.
1961′de Viyana’da bir tiyatro kongresine katılır ve Paris’te yayınlanan Turkey Ancient Minsatures adlı UNESCO yayını olan kitabın hazırlanışında yardımcı olur.
Tecer,23 Temmuz 1967 tarihinin pazar gecesi Vakıf Gureba Hastanesi’nde vefat eder.Bir çok gazetede ölüm haberi çıkar ve ilk ölüm ilanını ailesi yayınlar.Cenaze namazı Şişli Camii’nde kılınır ve cenazesi Zincirli Kuyu Mezarlığı’na defnedilir.Ulus Dergisi’nde Tecer ile ilgili yazılar yayınlanır ve yazıda şairin biyografisi işlenir.İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi,UNESCO,Türkiye Tiyatro Yazarlar Birliği gibi kurumlar Tecer için gazetelere ölüm ilanı verir.Türk Folklr Araştırma Dergisi,Vralık Dergisi Tecer için özel sayılar çıkarır.
Tecer’in ilk eserleri dağınık olarak dergilerde çıkmıştır.İlk şiirleri 1921 yılında Dergah’da;1921-25 yıllarında ise Milli Mecmua’da yayınlanmıştır.
İlk eseri 1932 yılında bastırdığı Şiirler kitabıdır.Bu eser sınırlı sayıda basıldığı için (250 adet) kütüphanelerde mevcut değildir.Bu şiirleri ile yeni bir şair kişiliği görülmektedir.Daha sontaki şiirleri Varlık,Oluş,Yücel,Ülkü,Türk Düşüncesi,Şadırvan,Türk Dili gibi dergilerde çıkar.
2002 yılında Kültür Bakanlığı tarafından Tecer’in Bütün Şiirleri yayınlanır.Ahmet Kutsi, şiirlerini hece ölçüsünde ve yalın bir dille yazmış. Aşk, doğa, ölüm, özlem gibi konuları işlemiştir.
1940 yılında yayınlanan Köylü Temsilleri adlı kitabı seyirlik oyunlarımız üzerine yazılmıştır.Bir kaç defa yayınlanan eser,büyük yankılar uyandırmıştır.
Tecer,tiyatro oyunları yazarak Türk Edebiyatı’ndaki büyük bir boşluğu doldurmuştur ve tiyatrocu kimliğini ispat etmiştir.
- Köşebaşı:İlk defa İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda oynanmıştır.The Neighbourhood adıyla İngilizce’ye çevrilmiş,ABD’de sahneye konmuştur.1964 yılında Ankara’da basılmıştır.
- Koçyiğit Köroğlu: İlk defa Ülkü’de yayınlanmıştır.Ankara Devlet Tiyatrosu’nda 1949 ve 1961 yıllarında sahnelenmiştir.
- Yazılan Bozulmaz:1946′da Ankara Devlet Konsevatuarı Tatbikat sahnesinde oynanmıştır.
- Bir Pazar Günü:1957′de Teknik Üniversitesi Tiyatrısy;1959′da genç oyuncular bu oyunu sahneye koymuşlardır.
- Satılık Ev:1961′de İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenmiştir.
1951 yılının 26 Şubat günü Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğan Ferhan Şensoy’un annesi Müjgan Şensoy ilkokul öğretmeni; babası Yusuf Cemil Şensoy ise tüccar ve o dönem Çarşamba Belediye Başkanıdır.
İlk öykü ve şiirleri Yeni Ufuklar ve Soyut dergilerinde 1969 yılında yayımlanan Şensoy’un, yazdığı skeçler de Devekuşu Kabare’de 1970 yılında oynanmaya başladı.
Galatasaray Lisesi’nde de bir süre okuyan Şensoy, 1970 yılında Çarşamba Lisesi’nden mezun oldu.
1971 yılında Grup Oyuncuları çatısında ilk profesyonel oyunculuk deneyimini yaşayan Şensoy, 1972-1975yılları arasında Fransa ve Kanada’da tiyatro eğitimine ve çalışmalarına Jerome Savary, Andre-Louis Perinetti gibi isimlerle devam ederken Montreal’de Ce Fou De Gogol adlı oyunuyla 1975′te En İyi Yabancı Yazar ödülünü aldı. Aynı yıl Türkiye’ye döndü.
1976′da ilk televizyon skeçlerini yazdı, bu skeçlerde bir garson rolüyle ilk kez televizyona çıktı. 1978′de, yazdığı Bizim Sınıf adlı televizyon dizisi ikinci bölümden sonra öğretmenlerin manevi şahsiyatını tezyif ettiği gerekçesiyle TRT’de yasaklandı, oyuncu olarak katıldığı diğer televizyon dizileri de yayından kaldırıldı; 1979′de Sizin Dershane dizisini hazırladı.
2005 yılında sayıları 15′i bulan kitaplarının ilki olan Kazancı Yokuşu 1977 yılında yayımlanan Şensoy, 1980 yılında Ortaoyuncular’ı kurdu. Bugüne dek 50′yi aşkın oyunun oynandığı Ortaoyuncular bünyesinde Nöbetçi Oyuncular adlı bir gençlik grubu kurarak yeni tiyatro sanatçılarının yetiştirilmesine katkıda bulunan Şensoy, 1989 yılında Münir Özkul’dan Kel Hasan Efendi’nin Ortaoyuncuları Kavuğunu devraldı. 1990′da Küçük Sahne’ye taşınan Ortaoyuncular, 1989′da Şensoy’un tarihi SES tiyatrosunu onartmasından sonra SES-1885 tiyatrosuna taşındı.
1977′de ilk filmi Kızını Dövmeyen Dizini Döver’i çekti. 1986′da Parasız Yaşamak Pahalı oyununu film senaryosu olarak yeniden yazdı ve yönetmen olarak filmi çekti; Bir Bilen filminin senaryosunu yazdı, filmde oynadı ve yönetti. 1990′da Sezen Aksu ile Büyük Yalnızlık filminde oynadı.
1987′de yazıp yönettiği Muzır Müzikal adlı müzikal, gerici kesimin tepkisi ile karşılaştı. 7 Şubat 1987 günü oyunun 77. gösterisinden sonra sahnelendiği Şan Tiyatrosu şüpheli bir biçimde yandı; Şensoy 21 gün hapis cezasına çarptırıldı. Aynı yıl yazıp sahnelediği Ferhangi Şeyler adlı tek kişilik gösterisi 2004′te 1530. gösterime ulaştı.
Ferhan Şensoy, 1980′de oyuncu Derya Baykal ile evlendi, 1989′da kızı Müjgan, 1990′da Neriman Derya doğdu; evlilikleri 2004 yılında sona erdi.
- Şans Kapıyı Kırınca-Kuddusi Yurdum (2005)
- Pardon-İbrahim (2005)
- KöşeDönücü - Köşedönücü(1988)
Gerçek Adı: The Phoenix Force / Phoenix Gücü
Takma İsimler: Yok
Önceki Takma İsimler: Phoenix (Phoenix Force)Uncanny X-Men 101-132, Hellfire Club / Hellfire Kulübü’nün Black Queen / Siyah KraliçesiUncanny X-Men 132-134, Jean GreyPhoenix (Phoenix Force) “Jean Grey” Uncanny X-Men 101′de “Jean Grey” adını aldı ve Phoneix veya Dark Phoenix gerçekten Jean olmamasına rağmen taklit edişini Dark Phoenix Saga’ya kadar devam ettirdi.
Şimdiki Takma İsimler: White Phoenix / Beyaz Phoenix
Meslek: Maceraperest
Yasal Durum: Bir Birleşik Devletler vatanşanının genetik kopyası, Shi’ar İmparatorluğu’da eskiden ölüm cezasına çarptırıldı.
Kimlik:
Medeni Durum:
Grup Bağlantısı: X-Men’in eski üyesi, Hellfire Club’ün eski üyesi
Operasyonların Temeli: Önceden Xavier’s School for Gifted Youngsters / Xavier’in Yenetekli Çocuk Okulu, Salem Center, Westchester County, New York; Mutant Research Center, Muir Island, Scotland; and Hellfire Club, New York City, New York
Doğum Yeri: Bilinmiyor
Ölüm Yeri: Blue Area of the Moon / Ay’ın Mavi Bölgesi
Bilinen Akrabaları: Jean Grey (genetik kopya)
İlk Ortaya Çıkma: Uncanny X-Men Vol. 1 #132
Son Ortaya Çıkma: Uncanny X-Men Vol. 1 #137
Dark Phoenix, Phoenix Force’un itibarını yitirmiş haliydi - bir kişinin güç tarafından bozulduğu durum. Jean Grey’i taklit ettiği önceki tarih için buraya bakın Phoenix (Phoenix Force).
Phoenix’in varlığı, Jean’den aldığı insan görünümü için kontrol edilmesi çok zor olmaya başladı. Fakat diğer X-Men’lerin tüm olanları bilmelerine imkan yoktu ve bir trajediyi önleme şansları çok azdı. Professor X Jean’in beyninde “akıl devresi” kurmasına yardım etti fakat bu devre zamanla daha az etki göstermeye başladı.
Bu nedenle prestijli (ve kötü şöhretli) Hellfire Kulübü’nün merkez grubuna (The Inner Circle of the Hellfire Club) girebilmesi için bir ödüle ihtiyacı olan ilizyçin çok kolay bir hedef oldu. Kulübün Beyaz Kraliçe’si Emma Frost’un yarattığı psionik alet yardımıyla Mastermind Jean’i 18 yüzyıllık sevgilisi Bayan Grey olduğuna inandırdı. Jean, insan duygu ve şehvetinin en uç noktalarının tadına varmasına olanak sağlayan kulübe Siyah Kraliçe olarak katıldı. X-Men onu kurtarmaya geldiğinde Jean’in gerçek aşkı Cyclops Mastermind ile zihinsel bir düelloya girdi ve yenildi. Mastermind’in “ölümü” Mastermind’ın Jean’in zihni - ve Jean’in Phoeniz üzerindeki tüm kontrolünü - üzerindeki kontrolünü kırdı. X-Men’i serbest bırakarak cennete gitmek üzere ayrıldı.
Açlığını gidermek için (şimdi Siyah) Phoenix uzak bir galaksiye gitti ve D’Bari sisteminin yıldızını yakıp yok etti. Açığa çıkan nova milyarlarca masum insanı katletti. Bir Shi’ar gemisi ona saldırdı ve kendileri yok edilmeden önce Shi’ar İmparatoriçesi Lilandra’yı uyarmayı başarabildi. İmparatoriçe Kree ve Skrull imparatorluklarının da içinde bulunduğu galaksiler arası benzerlerinden oluşan bir konsey topladı. Konsey, evrenin geri kalanının yaşaması için Dark Phoenix’in ölmesine karar verdi.
Bu arada Beast, Phoenix’in günücü geçici olarak etkisiz hale getirecek bir yol buldu. Dark Phoenix Dünya’ya geri döndüğünde, X-Men onu köşeye sıkıştırırken Profesör X de Jean’in zihninde devreleri yeniden kurdu. O anda Shi’ar geldi ve amiral gemilerindeki herkesi ışınladı. Lilandra Phoenix’in, dolayısıyla Jean Grey’in ölmesi gerektiğini söyledi. Jean bir Kree silahı oladı ve böylece “doğru olanı yapabilecekti”. Öğrencilerinden birisinden vazgeçmekte isteksiz olan fakat duygusal olarak Lilandra ile bir ilişkisi olan Profesör X, Lilandra’yı reddedilemeyecek bir Shi2ar düellosu olan Arin’n Haelar’a davet etti. Profesör X X-Men’i düelloda kendi şampiyonu ilan ederken Lilandra ise İmparatorluk Muhafızlarını şampiyonu ilan etti.
Düello bir sonraki gün Ay’ın Mavi Bölgesi’nde (the Blue Area of the Moon) gerçekleşti. X-Men’i hızlı bir şekilde alt etti ve son hamleyi yapmak için geriye sadece Cyclops ve Phoenix kaldı. Ani bir yıldırım Cyclops’a çarptı. Jean’in kontrolü kırıldı ve yeniden Dark Phoenix oldu. Lilandra, Dark Phoenix’in de tüm güneş sistemini yok edip aynı zamanda Dark Phoenix’in de yok edilmesini umdukları Omega Planı için emir verdi. Profesör X, X-Men’e Jean’i bastırmalarını emretti ve böylece Omega Plan’ına gerek kalmayacaktı. X-Men Phoenix’i çok kısa bir süreliğine bastırmayı başardı. Bu aklının başında olduğu anda Jean Cyclops’u bir kenara çekerek ona duygusal bir veda etti ve Kree silahını kendisine çevirdi.
Hikaye Gözcü olan Uatu’nun şu yorumuyla biter: “Jean Grey bir tanrı olacak kadar yaşayabilirdi fakat onun için bir insan olarak ölmek daha önemliydi.”
Boy: 170 cm
Ağırlık: 50 kg
Gözler: Yeşil
Saç: Kırmızı
Anormal Özelliler: Yok
Bilinen Güçler: Jean Grey gibi Dark Phoenix de telepati ve telekineziyi kullandı fakat bunu çok daha üst seviyelerde yaptı. Maddenin moleküler yapısını yeniden düzenleyebiliyordu ve sesten daha hızlı olarak uçabiliyordu. Phoenix Force/Gücü’nü kullanarak hiperuzayda dolaşabiliyor ve Shi’ar savaş gemilerini çok az bir güçle yok edebiliyordu.
Bilinen Yetenekler: Phoeniz Jean’in zihniyle bağlantılı olduğu için Cyclops ile zihinsel olarak bir bağlantı kurmuştu.
Güç Seviyesi: Jean Grey olarak Phoenix, kendi yaşındaki, boyundaki ve antremanını yapmış normal bir kadının sahip olduğu insan gücüne sahipti. Kozmik güçlerini ve telekinesizi kullanarak Phoenix bilinmeyen bir miktarda - muhtemelen binlerce ton - bir kütleyi kaldırabilirdi.
Araç-Gereç: Bilinen bir araç-gereç yok
Ulaşım: Kendi gücüyle uçabilir, hiperuzayda galaksiler arasında uçabilir, X-Men Stratojet, Shi’ar yıldız geçitleri
Silahlar: Bilinen bir silah yok
filminde Jean Dark Phoenix olarak ortaya çıkar. Phoenix güçlerini kullanarak Jean’in görüntüsü önemli derecede değişir: serisi daha koyu ve damarlı hale gelir ve gözleri siyaha döner (filmin bazı noktalarında irislerinde ateş görünmesine rağmen) ve koyu kırmızı olan saçları ateşe benzeyen daha açık renge döner. Bir noktada Callisto Magneto’ya Jean’in sınırsız potansiyelde “5. Sınıf” bir mutant olduğunu, Jean’in ondan daha güçlü olduğunu söyler.Çocukken Jean, “Phoenix” dediği ayrı bir kişilik geliştirir. Jean’in çok büyük olan güçlerini kontrol edemeyeceğini düşündüğü için Xavier, Jean’in muazzam güçlerini sınırlamak için Jean’in bilinçaltına psişik engeller koyar. Phoenix Jean’in öldüğü gölden su yüzüne çıkar ve görünürde Scott Summers’ı öldürür.
Jean'in çocukluk evinde Profesör X ile gerçekleştirdiği yüzleşmede Phoenix, aniden etrafa saldırır ve Xavier'i tekerlekli sandalyesinden telekinesiz ile kaldırır ve korkunç bir şekilde Xavier'i atomlarına ayırır, aynı anda evi parçalar (ortaya çıkan güç yere çakılı olmayan herşeyi tavana yapıştırır ve evi havaya kaldırır). Xavier'i öldürdükten (ve ev yere düştükten) sonra eski evininin kalıntılarını Magneto ile tek eder ve Brotherhood of Mutants/Mutant Kardeşliği'ne katılır. Worthington Labs'a yapılan saldırı sırasında Jean'e bir grup askerin tedavi edici dartlar ile saldırmasıyla Phoenix yeniden ortaya çıkar. Phoenix dartları dondurur ve onları askerlerle birlikte parçalarına ayırır. Daha sonra aşırı öfkelenir ve Alcatraz Adası'nın çoğunu yok eder, mutantları ve benzer şekilde insanları öldürür. Wolverine ona aşkını itiraf ederek Jean'in tekrar ortaya çıkmasını sağlar. Phoenix'i uzun süre kontrol edemediği için, Jean insanlara zarar vermektense Wolverine kendisini öldürmesi için yalvarır. Wolverin ölümcül bir şekilde Jean'i pençeleriyle bıçaklar ve Phoenix'in acayip görünmleri yok olurken Jean de ölmeden önce kendine gelir. Bitiş sahnesi de Jean'in Cyclops ve Xavier ile birlikte Okul'un bahçesine gömüldüğünü gösterir.
Dark Phoenix, X-Men Animasyon Serilerinden The Dark Phoenix Saga/Dark Phoenix Destanı’nda ortaya çıkar (37.-40. bölümler).
- Dark Phoenix Destanı Bölüm 1: Dazzled/Büyülenmiş
Phoenix Jean’in bedeninde onu dilediği gibi kullanarak yaşamaya devam eder. Dazzler denen bir kadın şarkıcı Cott ile flört ederken, Jean/Phoenix kendisini Emma Frost ve Inner Circle Club’taki mutantların yardımıyla hareket eden Mastermind (Jason Wyngarde)’ın tarafından fiziksel olarak tahrik edilirken bulur. Wyngarde, kendisiyle Jean’in arasında tutkulu bir aşk hikayesi yaratarak yeni aklı karışmış olan Jean/Phoenix için bir tarih oluşturur. X-Men Jean’i kurtarmaya geldiğinde onu Wyngarde ile yanyana savaşırken - onun nişanlısı olarak - bulurlar.
- Dark Phoenix Destanı Bölüm 2: The Inner Circle
Profesör X ve Emma Frost Jean’in zihinsel kontrolü için savaşırken Hellfire Kulübü’nün Merkez Grubu üyeleri tutsakları olan X-Men’den nasıl kutrulacaklarını tartışırlar. Jean’in ve Scottîn zihinsel bağlantısı sonsuza dek koptu mu? Ya da Jean kim olduğunu hatırlamak için Phoenix’in etkisinden ve Wyngarde’ın hilelerinin üstesinden gelebilecek kadar güçlü mü?
- Dark Phoenix Destanı Bölüm 3: The Dark Phoenix
X-Men Phoenix ile Jean’in bedenini vermesi için yüzleştiğinde Phoenix takımı yo etmek için yemin eder. Yeniden enerji toplamak için D’Bari Yıldız Sistemine doğru uçar ve geçerken çok şaşırmış olan Shi’ar Yıldız Kruvazörü mürettebatını görür. Korku içinde seyrederken Phoenix tüm yıldız sistemiyle belenir ve onu yok eder. Bildikleri uzay yaşamını korumak için Shi’ar imparatoriçesi Lilandra Phoenix/Jean Grey’in ölmesi gerektiğini emreder.
- Dark Phoenix Destanı Bölüm 4: The Fate Of The Phoenix/Phoenix’in Kaderi
X-Men Phoenix/Jean Grey’in ele geçirilmesi için Lilandra’nın İmparatorluk Muhafızlarıyla savaşır. Xavier ve Lilandra’nın dostane bir şekilde sorunu halletmek istemelerine karşın zıt taraflarda yer almak zorunda kalırlar. Phoenix savaşta köşeye sıkıştığında ve savunmasız hale geldiğinde Xavier X-Men’e durmalarını emrederek herkesi şaşırtır. Fakat Cyclops, Wolverine, Storm veya takımdan herhangi biri Phoenix yakın arkadaşları ve takım arkadaşlarından birisi olan Jean Grey’in bedenindeyken nasıl saldırabilir? Ve saldırmazlarsa ne olur?
Canlandırılmış TV serisi çeşitli karakterlerin ve Jean Grey’in Dark Phoenix’e döünüşümünü gösteren gelecekten bazı anları gösterir.
- Dark Phoenix ayrıca X-Men Legendsda ve devamı olan da oynanabilir bir karakterdir (özellikle oyunun PSP versiyonunda).
Bir çok Dark Phoenix heykeli bulunmaktadır. En sonuncusu [1] Dark Phoenix’i X-Men Last Stand’de ortaya çıktığı gibi betimler.
Ay taşı Ay’da oluşmuş olan taşları tanımlamak için kullanılır. Terim ayrıca Ay’a yapılan keşiflerde toplanan diğer ay ile ilgili maddeler için de kullanılmaktadır.
Dünya’daki Ay taşlarının şu an için üç kaynağı vardır: 1) A.B.D Apollo görevleri; 2) Sovyetler Birliği Luna görevleri; ve 3) krater oluşumlarında Ay’ın yüzeyinden fırlayan taşların yeryüzüne ay meteorları olarak düşmesi şeklindedir. Altı Apollo yüzey gezisi boyunca, çoğunluğu Apollo 15, 16, ve 17 tarafından olan, toplam 382 kg (842 lb) ağırlığında 2.425 örnek toplanmıştır. Üç Luna uzay gemisi ise 326 g (0.66 lb) ağırlığında örnekle geri dönmüştür. Dünya’da 2006 yılına kadar 90′ın üzerinde meteor bulunmuştur ve toplam ağırlıkları 30 kg kadardır.
Apollo ay taşları çeşitli aletler kullanılarak toplanmıştır; çekiç, tırmık, kepçe, maşa ve çekirdek tüpleri. Toplanmadan önce birçoğu bulundukları ortamı göstermek için fotoğraflanmışlardır. Örnek çantaları içine koyularak ve sonra Özel Çevre Örnek Kabı’nın içine koyularak Dünya’ya olan yolculuğunda kirlenmeleri engellenmiştir.
Genel olarak Ay’dan toplanan taşlar Dünya’daki taşlar ile karşılaştırıldıklarında, radyometrik tarihleme sonuçlarına göre çok yaşlıdırlar. En genci Dünya’da görünenlerin en yaşılısından daha yaşlıdır. Ay düzlüklerindeki bazalt örnekler 3,2 milyar yıldan başlar ve dağlık kısımlarındakiler 4,6 milyar yıla kadar çıkar, bu nedenle Güneş Sistemi’nin oluşumundaki ilk evreleri gösterir.
Taşların özellikleri Dünya’daki taşların özelliklerine çok fazla benzerlik göstermektedir, özellikle içerdiği oksijen izotopları miktarı bakımından. Fakat Ay’dan gelen taşlar daha düşük demir oranına sahip olmaya eğimlidirler, potasyum ve sodyum gibi uçucu kimyasallar bakımından tükenmiş durumdadırlar ve su bakımından tamamen tükenmiş durumdadırlar.
Ay’da bulunan yeni mineraller arasında, armalcolite bulunmaktadır. Armalcolite’in adı Apollo 11 görevindeki astronotların ardından adlandırılmıştır: Armstrong, Aldrin, ve Collins.
Apollo Ay taşlarının ana depolama yeri Houston, Teksas’daki Lyndon B. Johnson Uzay Merkezi’ndeki Ay Örnek Binası’dır. Güvenli koruma için, San Antonio, Teksas’da Brooks Hava Kuvvetleri Üssü’nde küçük örnekler bulunmaktadır. Taşların çoğu nemden korunması için nitrojen içinde saklanmaktadır. Taşların üzerindeki ölçümler, özel aletler kullanılarak el sürülmeden yürütülmektedir.
| Ay görevi |
Getirilen örnek |
|---|---|
| Apollo 11 | 22 kg |
| Apollo 12 | 34 kg |
| Apollo 14 | 43 kg |
| Apollo 15 | 77 kg |
| Apollo 16 | 95 kg |
| Apollo 17 | 111 kg |
| Luna 16 | 101 g |
| Luna 20 | 55 g |
| Luna 24 | 170 g |
Ay seferleri boyunca toplanan ay taşları paha biçilmez olarak kabul edilmektedirler. 1993′de, Luna 16 seferinden 0.2 g ağırlığında üç küçük parça 442.500 Amerikan dolarına satılmıştır. 2002′de Ay Örnek Binası’ndan çok ufak Ay’a ve Mars’a ait parçalar çalınmıştır. Parçalar 2003′de geri alınmıştır, NASA, mahkemede çalınan ağırlığı 285 g (10 oz.) olan parçaların değerini $1 milyon dolar olarak tahmin etmiştir. Ay meteorlarından elde edilen ay taşlarının da değerleri çok yüksektir, genellikle özel koleksiyoncular tarafından satılmakta ve ticareti yapılmaktadır.
Birkaç yüz küçük örnek hazırlanmış ve ulusak hükümetlere ve A.B.D. valiliklerine sunulmuştur. Bunlardan en azından bir tanesi daha sonra çalınmış, satılmış ve geri alınmıştır. Diğer örnekler müzelere gitmiştir, bu müzelerin içinde Amerikan Ulusal Hava ve Uzey Müzesi, Kansas Kozmosfer ve Uzay Merkezi ve Kennedy Uzay Merkezi bulunmaktadır. Kennedy Uzay Merkezin’de ufak bir ay taşı parçasına dokunulmasına izin verilmektedir. NASA 382 kg (842 lb) ağırlığındaki örneğin 295 kg (650 lb) kadarının bozulmamış olarak Johnson Uzay Merkezi’nde olduğu söylemektedir. Hasselblad çalışanları tarafından, görev sonrası bir kamera temizlenirken biraz ay tozu toplanmıştır.
Didim, Aydın’ın turistik bir ilçesidir. Doğuda Muğla il sınırı ve Güllük Körfezi ve Akbük Koyu, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir, yüzölçümü 402 km’dir. 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 37.395 kişi yaşayan ilçede 3 bağlı belediye ve 5 köy bulunmaktadır.
Didim ilçesinin ilk yerleşim izleri Neolitik Devre (M.Ö. 8000) uzanır. M.Ö. 16. yüzyılda Miken, Giritliler ve daha sonra da Aka kolonilerinin varlığı görülür. Persler, Romalılar ve Bizanslılardan sonra 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu’nun kapılarının Türklere açılmasından sonra ilk olarak Karia olarak anılan bu bölge Türklerin eline geçmiştir. 1. Haçlı Seferlerinin ardından yeniden Bizans’ın eline geçti.1261 yılından sonra Karia’da Menteşe Beyliği’nin kurulmasıyla Didim ve çevresi bu beyliğin içine alınmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında varlığını “yeronda - yoran” ismi ile sürdürmüstür. 1955 depreminden sonra önceleri halk arasinda “HiSAR” olarak da adlandırılan YORAN devlet tarafından yaptırılan afet evlerine taşındıktan sonra “YENiHiSAR” adını almıştır. Sonrasında isim benzerliğine meyil vermemek için dünya üzerinde sadece bir yerde blunan ve kök olarak “DIDYMAION”‘dan gelen “DIDIM” olarak yenilemiştir.
9 Mayıs 1990 tarihine kadar Didim ve çevresi Söke ilçesinin bir parçası iken bu tarihte yayınlanan bir kanunla Yenihisar kasabası merkez olmak üzere Akbük, Ak-Yeniköy beldeleri ile Balat, Batıköy, Denizköy ve Yalıköy köyleri ve Milas ilçesinden alınan Akköy ile ilçe olmuştur. 1999 yılında Yenihisar ilçesinin ismi Didim olarak değiştirilmiştir.
İlçe ekonomisi tarıma ve turizme dayalıdır. Tarla ürünlerinden buğday ve pamuk birinci sırayı almaktadır. Hayvancılık tüketim ihtiyacını karşılayacak kadar olup, özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliği önde gelmektedir.
Yaz aylarında önemli sayıda turistin ziyaret ettiği ilçede, ekonomi olumlu yönde etkilenmektedir.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 37395′dir. Bunun 25699’si ilçe merkezinde, 11696′i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; ? belde, ? köy ve ? mahalleden oluşmaktadır.
| Yıllara göre ilçe nüfus verileri | |||
|---|---|---|---|
| Yıllar | Merkez | Köyler | Toplam |
| 2007 | |||
| 2000 | 25699 | 11696 | 37395 |
| 1997 | |||
| 1990 | 11378 | 9855 | 21233 |
| 1985 | |||
| 1980 | |||
| 1975 | |||
| 1970 | |||
| 1965 | |||
| 1960 | |||
{{}}==Dış bağlantılar==
- Didim Kaymakamlığı
- DIDIM PROPERTY LISTINGS ON SALE-DIDIM SATILIK EMLAK ILANLARI
[[en:Didyma]
The Hot Chick (Ateşli Piliç) 2002 yapımlı,başrolünde Rob Schneider`in oynadığı,senaryosunuda Rob Schneiderla Tom Bradynin hazırladığı ve yönetmenliği Tom Bradynin üstlendiği bir komedi filmi.Bunun dışında filmde Saturday Night Live skeclerinden olan Mambuza Bongo Çalgıcısı karakteride gözükmektedir.
Yıllar önce bir prensesin istemediği bir evlilikten kurtulması için kullandığı bir sihirli küpeler o günden beri sadece antika dükkanlarında kalmıştır.Jessica Spencer`se(Rachel McAdams) okulun en güzel kızlarından biridir.Özellikle üç yakın arkadaşıyla takılan Jessica şimdilerde okulda geçirilecek bir yarışma için hazırlanmaktadır,tabi çok iyi bir rakibide vardır,ki bu rakip onu hiç sevmemektedir.Birazda şımarık olan Jessica ayrıca küçük kardeşini onun eşyalarına kullandığı için hiç sevmez.Jessica yine arkadaşlarıyla okul çıkışı bir alışverişe gider.Burda aynı rakip kızlada karşılaşınca hemen onu rezil etmeyi başarırlar.Artık alişverişlerini yapmış dörtlü evine gitmeye hazırlanırken Jessica`nın gözünü bir şey takılır: Mambuza-Antika eşyaları.Jessica için buraya girirler,burda Zenci bir kadın ve uyuşturucu içtiği belli olan bir Bongo çalmayı bilen biri(Adam Sandler) vardır.Kızlar bu antikalarla biraz ilgilenirler,Jessicaysa iki harika küpe görüncü bunun fiyatını sorar,bunun satılık olmadığını söylerler,Jessica kaşla göz arası hemen yerleri değiştirir ve küpeleri alır.Bunu sadece arkadaşları fark eder.Burdan hemen çıkarlar ve kimse bi şey fark etmez.Benzin istasyonunada uğramak zorundadırlar şimdi,Benzin istasyonuysa Clive (Rob Schneider) isimli birisi tarafından soyulmaktadır,burdan pek bi şey çalamayan Clive buna rağmen çıkar fakat kızlar onu benzinci zann ederler,hemen bu işi yapıp gitmek ister Clive fakat kızlar ona birazda zarar verirler.Ve artık gitmişdirler,Clive`sa yerde bir küpe bulur ,sadece bir tane olan küpeyi hemen yanına alır.Jessicaysa eve gider,gizlice okudla sevdiği çocuk olan Billyle görüşür.Daha sonra eve döndüğünde küpelerin sadece birini bulur buna rağmen takar,Clivesa çaldıklarına bakarken sevinç içinde biranda küpeyi takar ,30 saniye bile olmadan küpeyi çıkarır.Ve artık sabahdır.Jessica uyanır fakat tuvalete giderken garip bir olaya rastlar,artık bir erkektir.Bunu hemen en yakın arkadaşı olan Aprile anlatan Jessica ne yapıcağını bilemez.Hemen bunun sorumlusunu araştırır,arkadaşlarıda ona ellerinden geldiğince yardım ederler.Fakat ara sıra erkek olması ona biraz yardım edecektir.Clivesa yeni yeni suçlar işleyerek bunu Jessicanın üzerine atmaya çalışır.Çünkü vücütları bir gecede değişmiştir.
13+,çünkü bu film cinsellik içerikli sahne ve konuşma,uyuşturucu ile bağlantılı konuşma ve küfür.
Belgin Doruk, (d. 1936 - Ankara, ö. 26 Mart 1995 - İstanbul) Türk sinema sanatçısı.
Türk sinemasının ‘Küçük Hanımefendi’ ismiyle anılan yıldızı Belgin Doruk, 1936′da Ankara’da doğdu. 1952′de ortaokul son sınıftayken Yıldız Dergisi ve İstanbul Film’in açtığı yarışmayı Ayhan Işık ve Mahir Özerdem ile birlikte kazanarak sinemaya geçti ve ilk filmi olan ‘Çakırcalı’nın Definesi’ni çevirdi.
1953′te yapılan güzellik yarışmasında Türkiye İkinci Güzeli seçildi. Türk sinemasının bir döneminde en çok film çeviren ve en çok sevilen oyuncu oldu.
Sinemada ilk çıkışını, ‘Yeşil Köşkün Lambası’ filmiyle yaptı. Yönetmen Faruk Kenç ile evlenip boşandı, daha sonra yapımcı Özdemir Birsel ile evlendi.
Zeki Müren’le birçok filmde başrol oynadı (1959′da ‘Kırık Plak’, 1961′de ‘Hep O Şarkı’, 1962′de ‘Bahçevan’, 1963′de ‘İstanbul Kaldırımları’, 1964′de ‘Hayat Bazen Tatlıdır’).
1964 yılında Orhan Elmas’ın yönettiği ‘Duvarların Ötesi’ adlı filmde Tanju Gürsu ile başrolü paylaştı. Ayhan Işık ile iyi bir ikili oluşturdu ve birlikte çevirdikleri ‘Küçük Hanımefendi’ serisi çok tutuldu. Melodramların ve duygusal güldürülerin değişmez oyuncusu oldu.
1970′te yapılan İkinci Adana Film Festivali’nde ‘Yuvanın Bekçileri’ filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. 1975′ten sonra sinemadan ayrılan sanatçı, 26 Mart 1995 yılında İstanbul’da hayata veda etti.
Cüneyt Arkın, gerçek adıyla Fahrettin Cüreklibatur oyuncu, 8 Eylül 1937′de Eskişehirin alpu ilçesine bağlı Karaçay köyünde doğdu. Aslen Kırım tatarlarındandır.Lİse öğrenimini Eskişehir Atatürk Lisesi n de yapmıştır. Türk sinemasının en ünlü oyuncularından olan Cüneyt Arkın, üniversitede tıp öğrenimini almış , askerliğini yaptığı yerde Göksel Arsoyun filmi çekilirken yönetmenin dikkatini çekmiş. Bir süre iş arayan Fahrettin sonra yönetmenin teklifi aklına gelip oyuncu olmaya karar vermiştir. Sinema oyunculuğu yaşamına 1964′te başlamış, ve iki yıl içinde en az otuz film çevirmiştir. Yaklaşık 300 filmde oynayan Cüneyt Arkın, son yıllarda Türk televizyonunda değişik dallarda gorünmeye başlamıştır. Ata binmede ve karatede uzman sporcu unvanına sahiptir.
Kısa bir süre gazetelerde sağlıkla ilgili köşe yazarlığı da yapmıştır.
|
|
|
www.cuneytarkin.com.tr
küçük bir derleme *trailer
- IMDB sayfası
- Adı Marka Oldu…
Ay taşı Ay’da oluşmuş olan taşları tanımlamak için kullanılır. Terim ayrıca Ay’a yapılan keşiflerde toplanan diğer ay ile ilgili maddeler için de kullanılmaktadır.
Dünya’daki Ay taşlarının şu an için üç kaynağı vardır: 1) A.B.D Apollo görevleri; 2) Sovyetler Birliği Luna görevleri; ve 3) krater oluşumlarında Ay’ın yüzeyinden fırlayan taşların yeryüzüne ay meteorları olarak düşmesi şeklindedir. Altı Apollo yüzey gezisi boyunca, çoğunluğu Apollo 15, 16, ve 17 tarafından olan, toplam 382 kg (842 lb) ağırlığında 2.425 örnek toplanmıştır. Üç Luna uzay gemisi ise 326 g (0.66 lb) ağırlığında örnekle geri dönmüştür. Dünya’da 2006 yılına kadar 90′ın üzerinde meteor bulunmuştur ve toplam ağırlıkları 30 kg kadardır.
Apollo ay taşları çeşitli aletler kullanılarak toplanmıştır; çekiç, tırmık, kepçe, maşa ve çekirdek tüpleri. Toplanmadan önce birçoğu bulundukları ortamı göstermek için fotoğraflanmışlardır. Örnek çantaları içine koyularak ve sonra Özel Çevre Örnek Kabı’nın içine koyularak Dünya’ya olan yolculuğunda kirlenmeleri engellenmiştir.
Genel olarak Ay’dan toplanan taşlar Dünya’daki taşlar ile karşılaştırıldıklarında, radyometrik tarihleme sonuçlarına göre çok yaşlıdırlar. En genci Dünya’da görünenlerin en yaşılısından daha yaşlıdır. Ay düzlüklerindeki bazalt örnekler 3,2 milyar yıldan başlar ve dağlık kısımlarındakiler 4,6 milyar yıla kadar çıkar, bu nedenle Güneş Sistemi’nin oluşumundaki ilk evreleri gösterir.
Taşların özellikleri Dünya’daki taşların özelliklerine çok fazla benzerlik göstermektedir, özellikle içerdiği oksijen izotopları miktarı bakımından. Fakat Ay’dan gelen taşlar daha düşük demir oranına sahip olmaya eğimlidirler, potasyum ve sodyum gibi uçucu kimyasallar bakımından tükenmiş durumdadırlar ve su bakımından tamamen tükenmiş durumdadırlar.
Ay’da bulunan yeni mineraller arasında, armalcolite bulunmaktadır. Armalcolite’in adı Apollo 11 görevindeki astronotların ardından adlandırılmıştır: Armstrong, Aldrin, ve Collins.
Apollo Ay taşlarının ana depolama yeri Houston, Teksas’daki Lyndon B. Johnson Uzay Merkezi’ndeki Ay Örnek Binası’dır. Güvenli koruma için, San Antonio, Teksas’da Brooks Hava Kuvvetleri Üssü’nde küçük örnekler bulunmaktadır. Taşların çoğu nemden korunması için nitrojen içinde saklanmaktadır. Taşların üzerindeki ölçümler, özel aletler kullanılarak el sürülmeden yürütülmektedir.
| Ay görevi |
Getirilen örnek |
|---|---|
| Apollo 11 | 22 kg |
| Apollo 12 | 34 kg |
| Apollo 14 | 43 kg |
| Apollo 15 | 77 kg |
| Apollo 16 | 95 kg |
| Apollo 17 | 111 kg |
| Luna 16 | 101 g |
| Luna 20 | 55 g |
| Luna 24 | 170 g |
Ay seferleri boyunca toplanan ay taşları paha biçilmez olarak kabul edilmektedirler. 1993′de, Luna 16 seferinden 0.2 g ağırlığında üç küçük parça 442.500 Amerikan dolarına satılmıştır. 2002′de Ay Örnek Binası’ndan çok ufak Ay’a ve Mars’a ait parçalar çalınmıştır. Parçalar 2003′de geri alınmıştır, NASA, mahkemede çalınan ağırlığı 285 g (10 oz.) olan parçaların değerini $1 milyon dolar olarak tahmin etmiştir. Ay meteorlarından elde edilen ay taşlarının da değerleri çok yüksektir, genellikle özel koleksiyoncular tarafından satılmakta ve ticareti yapılmaktadır.
Birkaç yüz küçük örnek hazırlanmış ve ulusak hükümetlere ve A.B.D. valiliklerine sunulmuştur. Bunlardan en azından bir tanesi daha sonra çalınmış, satılmış ve geri alınmıştır. Diğer örnekler müzelere gitmiştir, bu müzelerin içinde Amerikan Ulusal Hava ve Uzey Müzesi, Kansas Kozmosfer ve Uzay Merkezi ve Kennedy Uzay Merkezi bulunmaktadır. Kennedy Uzay Merkezin’de ufak bir ay taşı parçasına dokunulmasına izin verilmektedir. NASA 382 kg (842 lb) ağırlığındaki örneğin 295 kg (650 lb) kadarının bozulmamış olarak Johnson Uzay Merkezi’nde olduğu söylemektedir. Hasselblad çalışanları tarafından, görev sonrası bir kamera temizlenirken biraz ay tozu toplanmıştır.
Dr. Erol Mütercimler (d. 1954, Kars), Türk yazar, araştırmacı ve tv programcısıdır.
Erol Mütercimler, 1954 yılında Kars’ta doğdu, tüm öğrenim yaşamı İstanbul’da geçti. İ.Ü. Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nden mezun oldu. Deniz Kuvvetleri’nde bir süre Fizik öğretim üyeliği, Beşiktaş Deniz Müzesi Müdürlüğü yaptı ve bunun ardından Avustralya’ya gitti. SBS devlet radyosunda programcılık yaptı, “Çokkültürlülük” konusundaki doktora alan çalışmasını Avustralya’da yapıp, akademik çalışmasını İ.Ü. Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. Deniz tarihi çalışmalarıyla tanınan Mütercimler, Türkiye’ye dönüşünde çeşitli gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yaptı. TRT Radyosu ve çeşitli TV kanallarında programcı ve yönetici olarak çalıştı. Belgeseller hazırladı. Halen üç ayrı üniversitede (Yeditepe, İstanbul Ticaret, Doğuş) Strateji ve Devrim Tarihi dersleri vermektedir. Şu anda Habertürk kanalında Aynanın Arkası ve Komplo Teorileri adlı haber programını yapmaktadır. Bugüne kadar kısa radyo oyunları, çeşitli dergilerde yazıları ve belgesel senaryolarının yanı sıra on kitaba imza atmıştır.
Son olarak Suna adlı sinema filminde 68 kuşağından bir karakteri canlandırmıştır.
Satılık Yavuz Çetin’in 2001 yılında ölümünün ardından yayımlanan albümüdür. Albümü yapımcılığını Mustafa Karahan yapmıştır. Albümdeki şarkıların tamamının söz, müzik ve düzenlemeleri Yavuz Çetin’e aittir. Gitar ve vokallerde Yavuz Çetin, davulda Turgut Alp Bekoğlu, basta Sunay Özgür ve orgda İlke Hatipoğlu yeralmıştır.
1951 yılının 26 Şubat günü Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğan Ferhan Şensoy’un annesi Müjgan Şensoy ilkokul öğretmeni; babası Yusuf Cemil Şensoy ise tüccar ve o dönem Çarşamba Belediye Başkanıdır.
İlk öykü ve şiirleri Yeni Ufuklar ve Soyut dergilerinde 1969 yılında yayımlanan Şensoy’un, yazdığı skeçler de Devekuşu Kabare’de 1970 yılında oynanmaya başladı.
Galatasaray Lisesi’nde de bir süre okuyan Şensoy, 1970 yılında Çarşamba Lisesi’nden mezun oldu.
1971 yılında Grup Oyuncuları çatısında ilk profesyonel oyunculuk deneyimini yaşayan Şensoy, 1972-1975yılları arasında Fransa ve Kanada’da tiyatro eğitimine ve çalışmalarına Jerome Savary, Andre-Louis Perinetti gibi isimlerle devam ederken Montreal’de Ce Fou De Gogol adlı oyunuyla 1975′te En İyi Yabancı Yazar ödülünü aldı. Aynı yıl Türkiye’ye döndü.
1976′da ilk televizyon skeçlerini yazdı, bu skeçlerde bir garson rolüyle ilk kez televizyona çıktı. 1978′de, yazdığı Bizim Sınıf adlı televizyon dizisi ikinci bölümden sonra öğretmenlerin manevi şahsiyatını tezyif ettiği gerekçesiyle TRT’de yasaklandı, oyuncu olarak katıldığı diğer televizyon dizileri de yayından kaldırıldı; 1979′de Sizin Dershane dizisini hazırladı.
2005 yılında sayıları 15′i bulan kitaplarının ilki olan Kazancı Yokuşu 1977 yılında yayımlanan Şensoy, 1980 yılında Ortaoyuncular’ı kurdu. Bugüne dek 50′yi aşkın oyunun oynandığı Ortaoyuncular bünyesinde Nöbetçi Oyuncular adlı bir gençlik grubu kurarak yeni tiyatro sanatçılarının yetiştirilmesine katkıda bulunan Şensoy, 1989 yılında Münir Özkul’dan Kel Hasan Efendi’nin Ortaoyuncuları Kavuğunu devraldı. 1990′da Küçük Sahne’ye taşınan Ortaoyuncular, 1989′da Şensoy’un tarihi SES tiyatrosunu onartmasından sonra SES-1885 tiyatrosuna taşındı.
1977′de ilk filmi Kızını Dövmeyen Dizini Döver’i çekti. 1986′da Parasız Yaşamak Pahalı oyununu film senaryosu olarak yeniden yazdı ve yönetmen olarak filmi çekti; Bir Bilen filminin senaryosunu yazdı, filmde oynadı ve yönetti. 1990′da Sezen Aksu ile Büyük Yalnızlık filminde oynadı.
1987′de yazıp yönettiği Muzır Müzikal adlı müzikal, gerici kesimin tepkisi ile karşılaştı. 7 Şubat 1987 günü oyunun 77. gösterisinden sonra sahnelendiği Şan Tiyatrosu şüpheli bir biçimde yandı; Şensoy 21 gün hapis cezasına çarptırıldı. Aynı yıl yazıp sahnelediği Ferhangi Şeyler adlı tek kişilik gösterisi 2004′te 1530. gösterime ulaştı.
Ferhan Şensoy, 1980′de oyuncu Derya Baykal ile evlendi, 1989′da kızı Müjgan, 1990′da Neriman Derya doğdu; evlilikleri 2004 yılında sona erdi.
- Şans Kapıyı Kırınca-Kuddusi Yurdum (2005)
- Pardon-İbrahim (2005)
- KöşeDönücü - Köşedönücü(1988)
The Hot Chick (Ateşli Piliç) 2002 yapımlı,başrolünde Rob Schneider`in oynadığı,senaryosunuda Rob Schneiderla Tom Bradynin hazırladığı ve yönetmenliği Tom Bradynin üstlendiği bir komedi filmi.Bunun dışında filmde Saturday Night Live skeclerinden olan Mambuza Bongo Çalgıcısı karakteride gözükmektedir.
Yıllar önce bir prensesin istemediği bir evlilikten kurtulması için kullandığı bir sihirli küpeler o günden beri sadece antika dükkanlarında kalmıştır.Jessica Spencer`se(Rachel McAdams) okulun en güzel kızlarından biridir.Özellikle üç yakın arkadaşıyla takılan Jessica şimdilerde okulda geçirilecek bir yarışma için hazırlanmaktadır,tabi çok iyi bir rakibide vardır,ki bu rakip onu hiç sevmemektedir.Birazda şımarık olan Jessica ayrıca küçük kardeşini onun eşyalarına kullandığı için hiç sevmez.Jessica yine arkadaşlarıyla okul çıkışı bir alışverişe gider.Burda aynı rakip kızlada karşılaşınca hemen onu rezil etmeyi başarırlar.Artık alişverişlerini yapmış dörtlü evine gitmeye hazırlanırken Jessica`nın gözünü bir şey takılır: Mambuza-Antika eşyaları.Jessica için buraya girirler,burda Zenci bir kadın ve uyuşturucu içtiği belli olan bir Bongo çalmayı bilen biri(Adam Sandler) vardır.Kızlar bu antikalarla biraz ilgilenirler,Jessicaysa iki harika küpe görüncü bunun fiyatını sorar,bunun satılık olmadığını söylerler,Jessica kaşla göz arası hemen yerleri değiştirir ve küpeleri alır.Bunu sadece arkadaşları fark eder.Burdan hemen çıkarlar ve kimse bi şey fark etmez.Benzin istasyonunada uğramak zorundadırlar şimdi,Benzin istasyonuysa Clive (Rob Schneider) isimli birisi tarafından soyulmaktadır,burdan pek bi şey çalamayan Clive buna rağmen çıkar fakat kızlar onu benzinci zann ederler,hemen bu işi yapıp gitmek ister Clive fakat kızlar ona birazda zarar verirler.Ve artık gitmişdirler,Clive`sa yerde bir küpe bulur ,sadece bir tane olan küpeyi hemen yanına alır.Jessicaysa eve gider,gizlice okudla sevdiği çocuk olan Billyle görüşür.Daha sonra eve döndüğünde küpelerin sadece birini bulur buna rağmen takar,Clivesa çaldıklarına bakarken sevinç içinde biranda küpeyi takar ,30 saniye bile olmadan küpeyi çıkarır.Ve artık sabahdır.Jessica uyanır fakat tuvalete giderken garip bir olaya rastlar,artık bir erkektir.Bunu hemen en yakın arkadaşı olan Aprile anlatan Jessica ne yapıcağını bilemez.Hemen bunun sorumlusunu araştırır,arkadaşlarıda ona ellerinden geldiğince yardım ederler.Fakat ara sıra erkek olması ona biraz yardım edecektir.Clivesa yeni yeni suçlar işleyerek bunu Jessicanın üzerine atmaya çalışır.Çünkü vücütları bir gecede değişmiştir.
13+,çünkü bu film cinsellik içerikli sahne ve konuşma,uyuşturucu ile bağlantılı konuşma ve küfür.
Turan Yavuz, (1956-14 Mayıs 2007), Türk gazeteci.
Gazetecilik kariyerine Reuters’de başladı.Uzun bir süre Tercüman ve Milliyet gazetelerinin Washington temsilciliğini yaptı.32. Gün programına katkıda bulundu.Tansu Çiller’in ABD’deki mal varlığı haberiyle 1995 Sedat Simavi Yılın Gazetecisi Ödülü ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Gazetecilik Ödülü’nü kazandı.1995′te Türkiye’ye dönen Yavuz Kanal 6 ve Kanal D’de çalıştı.1997-2003 yılları arasında Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği, 1999- 2004 yılları arasında da TV8 Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinde bulundu.Uzun süre mücadele ettiği Akciğer Kanseri’nden vefat eden Yavuz, evli ve 1 çocuk babasıydı.
Search BlogAboutThis is the about text |
||||
